|
Türbanlı kızı kürsüden indiren komutanı kutluyorum!
“Burası devlete meydan okunacak yer değildir! Bu kadına haddini
bildirin!”
cümlelerinin kulaklarımızı tırmaladığı günler aklıma geldi yine.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Bülent Ecevit, Milli
Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu hala görevde mi acaba diye
düşünmeden edemedim!!
Birkaç gündür medyada dolanan “Türbanlı kızı kürsüden indiren
komutan!” başlıklı haberle ilgili birçok yazı ve yorum
yayınlandı. Herkes komutana kızıyor! Bence hiç kimsenin komutana
kızmaya hakkı yok! Komutan kendi inandığı doğruyu yapmış.
Ben komutana kızmadığım gibi cesaretini tebrik
etmemiz gerektiğini düşünüyorum! Düşünsenize, Abdullah Gül’ün
Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan,
Hüseyin Çelik’in Milli Eğitim Bakanı olduğu bir
ülkede komutan, inandığı doğruyu söylemekten vazgeçmemiş.
Bu cesaret kutlanmalı!
Konukların büyük bir kısmının, kendilerinin yada eşlerinin
başörtülü olduğu bir ortamda, programa müdahale ediyor ve
kompozisyon yarışmasında “Bir Öğretmen Olmalı” başlıklı
yazısıyla birinci olan kızı kürsüden indirmeye cesaret
edebiliyor!
* * * * *
Başörtülü genç kızlara en büyük sıkıntıyı kim yaşattı?
Bu soruya hemen “Başörtüsüne düşman olanlar tabi!”
diye cevap vermeyin. Bence yanılırsınız. Bana sorarsanız
başörtülü kızlara en büyük sıkıntıyı, başörtüsüne karşı olmadığı
halde, hatta ailesi örtülü olduğu halde, başörtülü kızlara
kıyafetlerinden dolayı iş vermeyen kurum sahipleri ve
yöneticileri yaşattı.
Bizim dindar camiada bu komutan kadar cesur kaç
kişi var? Hala şirketinde başörtülü insan çalıştırmayan dindar
bir insanın, bu komutana kızmaya ne hakkı var? Dindar
insanların sermayesiyle kurulmuş kurumları yöneten
insanlar bile bu cesareti gösteremedi. Koltuğunu koruma
adına sergiledikleri tavırlarını, kurumu koruma
kılıfı arkasına saklayanlarla ilgili düşüncelerimi, daha
sonra paylaşacağım sizlerle.
* * * * *
Programı düzenleyenlere niçin hiç kimse bir şey söylemiyor?
Bence asıl eleştirilmesi gerekenler programı düzenleyen diğer
yetkililer. Komutanda ki cesaretin yarısına sahip
olan bir tane Allahın kulu yok muydu orda? Birisi de ayağa
kalkıp komutana;
“Burası sizin komuta ettiğiniz kışla değil! Bizler de
sizin emir erleriniz değiliz! Bu programı biz düzenledik. Biz
burada bir kompozisyon yarışması düzenliyoruz. Kıyafet balosu
yapmıyoruz! En güzel yazıyı kim yazmışsa ödülü ona vereceğiz!”
diyebilme cesaretini niçin gösteremedi?
Programı düzenleyenler bunu söyleme cesareti
gösterebilseydi sonuç nasıl olurdu sizce?
Komutan kışlasında değil, halkın içinde olduğunu
anlayacak ve susmak zorunda kalacaktı. Belki de programı terk
edip gitmek zorunda kalırdı.
Yazdığı kompozisyonla birinci olan Kozan İmam Hatip Lisesi
öğrencilerinden Tevhide Kütük Kompozisyonunu okuyarak programı
devam ettirecekti.
* * * * *
Bu arada bende o kompozisyonu merak ettim! Bir öğretmen olarak,
ilçe birincisi olan bir kompozisyonu okumak isterdim. Bende
komutana en çok bunun için kızdım! Tevhide Kütük bana
kompozisyonunu ulaştırırsa mutlaka köşe yazısı olarak burada o
yazıyı yayınlarım.
* * * * *
Komutanım sizi cesaretinizden dolayı kutluyorum!
Umarım bizimkiler sizlerden cesur olmayı
öğrenirler.
Hakka
inananlar güce inananlar kadar cesur
olmadıkça sonuç değişmeyecek.
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar!
Cesur
olan kazanır! |